bahadir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahadir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2012 Cuma

Ezber..

Bir ezber bozulacaksa, bu 'biz' olmasin..

7 Mart 2012 Çarşamba

Saf, temiz,onurlu..


Yalansız dolansız olsun yasadıklarınız ve yasattıklarınız.. Ancak o zaman uzuntunuz gercek uzuntu, mutlulugunuz gercek mutlukuk olur. Saf, temiz,onurlu..

Ancak o zaman bir resminiz olur eskimis bir cuzdanın en guzel kosesinde.. Sesiz yoruma acik bir ifadeyle bakan, muhtemelen sahibinin en sevdigi ve sizin onu oyle gormenizi istedigi bir resim..

Duyduklarinizdan cok duyamadiklariniza yogunlasin.. Bazen duymak gormek ve almak istediginiz cevaplardan daha fazlasi bu sessizligin icinde bir yerde sizi oylece beklemektedir.. Belki konusuyordur da siz duymuyorsunuzdur...Yeterki isteyin zamani geldiginde bu sessizligin nasil bir cigliga dostugunu goreceksiniz.. Sabredin...

Buldugunuza inandiginizda aramayin.. Bulundugunuza inandiginizda saklanmayin.. Boyle hissettiginizde sizden dokulen her cumle kutsal bir yemindir.. Bosa cumleler kurmayin...

Yalansız dolansız olsun yasadıklarınız ve yasattıklarınız.. Ancak o zaman uzuntunuz gercek uzuntu, mutlulugunuz gercek mutlukuk olur. Saf, temiz,onurlu..

İçinizde ne buyutuyorsaniz gercek ve yalansiz asla kotu bir surette size donmeyecektir.

Agir bir yara aldiysaniz eger, kaniyorsaniz, susyorsaniz ve butun bunlar yalansiz gercek saf temiz ve onurluysa, gülümseyin ilkez gercek bisey hissediyorsunuz demektir... ve sonra uzulun, bu durumdasiniz bu duruma gelene kadar yasadiginiz hersey sadece bugun ki uzuntunuzu gercek kılmak için yasanmis.. Nasilda yalanlarin gerçekleri var ettiğini görün bi an bile dusunmeden kimseyi yargilamadan kendinize sorun... en son kime yalansiz dolansiz saf temiz onurlu bir aci yasattiniz? yoksa yasattiginiz hersey onunla gecirmediginiz ilk günü sadece o günü dogru ve yalansiz kılmak için miydi... bir gün için mi hergünü bos cumleler kurarak gecirdiniz.. en son hangi cuzdandaydi resminiz? yoksa sabir mi edemediniz?

20 Şubat 2012 Pazartesi

19 Şubat 2012 Pazar

23 Ocak 2012 Pazartesi

Severek..

severek yapmak istediğimiz herşey'den nefret ettirecek birileri muhakkak var...

5 Eylül 2011 Pazartesi

Aynada..

Bir türlü aynada gördüğü kişi olamayan o kadar çok kişi var ki..

19 Ağustos 2011 Cuma

Uçurum.

İnsan gerçekten imkansızı severse eğer, o mutlu olsun diye imkasızlık ile arasına mesafe koyar. Mesafeler uçuruma dönüşene kadar bekler, eğer istenirse herseyin olacağını kendine itiraf etmek için.. Sonunda ise aşağa düşeceğini bile bile durmaksızın o uçuruma koşar.. Şanslıysanız uçurum bir sonu vardır.. Sürekli düşmektense çakılmak iyidir sayın kaybeden..

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Ders..

Geçmişte yapılan her hata sayın kaybeden, bugun ki kaybedişlerimizin birer parçası, kazanacaklarımızın için ise, büyük bir ders oluşturur..

14 Ağustos 2011 Pazar

Uzaklasmak

Kendinizden uzaklasmak adına çıktığınız her yolculuk, sizi biraz daha kendinize yaklaştırır sayın kaybeden..

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Hamuş ve Bişrev

Hamuş!..
Dedi Mevlana kendisine Hamuş!... Yani Suskun!...
Sustuğu yerde açıldı kapılar, önüne serildi ışıltılı kelimeler, kalbi duygular…
Hamuş!.. dedi sustu Mevlana… Sustu ve kapandı karanlıklara…
Karanlıklara Şems doğdu sonra… Baktı…... Gördü… Adına Aşk dedi…
Candan özge candan öte olana… Yaprakta tohumu, damlada okyanusu gördü sonra…Hamuş!.. Demiştim ben de kendime.
Sözün bittiği yerde, noktanın konduğu yerde susmuştum bütün kelimelerimi. Anlatmak yormuştu nazenin bedenimi… Anlaşılamamak ise en çok yüreğimi. Sustuğu yerde anlaşılmaktı belli ki bütün derdi…
Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Seni anlatmayan bütün kelimeleri susmuştum. Senle başlamayan bütün cümleleri bir bir bozmuştum.
Şems ol da gel karanlıklarıma doğ diye ummuştum… Umutmuşsun!.. Unutmuşum!...Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Suskunluğum verilene rıza göstermekti…
“İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta” diye başlayan o tekerlemeye eşlik etmekti. iyi ve güzeli sana kötü ve çirkini kendisine seçmişti…
Suskunluğun bedeli sadece bu seçimdi…
Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Dün’ü dünde bırakmak adına…
”Şimdi yeni şeyler söylemek lazım”dı. Aşk! Demiştim sonra Aşk!...
Aranan bulunmuştu… Beklenen gelmişti… Aşk vardı ve ötesi çoktan unutulmuştu!...Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Sana da Şems diyecektim belki…
Kör kuyulara atılmasaydın bütün karanlığına rağmen görecektin güneşi…
Kapattın gözlerini, kestin attın son yanında yeşeren düşlerini…
Şems olmak kolay mıydı canı canana teslim etmeden?
Kendinden geçmeden aydınlanır mıydı kör karanlıklar, açılır mıydı kilit vurulmuş kapılar…
Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Sonra “ne olursan ol yine gel” demiştim… Önce kendine sonra kendindekine. Kendini bilmekti marifet…
Kendini bulmaktı meziyet…
Dev aynasında değil, boy aynasında seyretmekti asıl kendini keyfiyet…

Sonra “Bişrev!” dedi Mevlana… “Dinle!..”
Sonra “Bişrev!” demiştim ben de!...
Dinle!... Hamuş ol dinle!.. Kendin ol dinle!...
Tövbe et dinle!... Affet dinle!...Ama dinle!... İlle de dinle!...
Sath-ı müdafaada meşruiyet aramak senin neyine!...

Dinle!.. Hataya bedel, günaha kefaret biçmek senin neyine!...
Dinle!..Yenilen hakkı hukuku arşına endazeye, kiloya, grama, grata vurmak senin neyine!...
Dinle!.. Cüceler dev, ayaklar baş olmuşsa cüceyle boy, devle güç yarışına girmek senin neyine!...
Dinle!.. Akıllar uçmuş, fikirler gitmiş, duygular yerle yeksan olmuşsa, namus, edep haya, en çok da namustan, edepten, hayadan, akıldan fikirden yoksunların eline düşmüşse konuşmak senin neyine!

Sus ve dinle!..
Hamuş ve bişrev!..
Yangın yerine bak!.. Ateşten, külden, kordan ne var elinde!..
Pervane değilsen yaklaşma sakın ateşe!…
Can’ı Canan’a teslime hazır değilsen “ben Aşk’ım” deme kimseye…
Aşk gelmesin seninle dile… İncinmesin ne Mecnun ne Leyla ne gül ne de diken seninle!.. Ayağıma diken batacak diyorsan düşme çöle…
Ah u zar ederim diyorsan çekme gözüne sürme!.. Talipsen kara bahta kör talihe…Dinle!
“Gel, gel ne olursan ol yine gel!...” diyorsan,
“Hamuş!...” ol sen de…
Sonra da “Bişrev!...” de en sevilene!...
Ve semaya dursun yürekler Aşk’ın önünde…

1 Ağustos 2011 Pazartesi

26 Temmuz 2011 Salı

Gülebildigimiz anlar..

Gülebildigimiz anlar fotoğraf karelerinde artik.. O da fotoğrafı çekenin zorlamasıyla..

Sanki herkes en mutlu anını kurtarsın diye ölümün elinden yada yalanda olsa güldüğü bir anı saklasın diye hapsetmiş bir çerçevenin içine bir resim albümüne.. Doğdugu gün ölümü kovalamaya başladığnı bilmeden... Sanki bunu dünyada herkes yapmış gibi kimse gülümsemiyor artik.. Ne yağmur heyecanlandırıyor insanları, ne güneş, ne ay nede bir kez olsun gerçekten gülebilme ihtimali.. O kadar sahteleşmiş ki herşey, farkında olmadan insalarda yitirmişler gerçekliklerini.. Gülümsediginiz, mutlu olduğunuz anları hapsettiginiz çerçevenin tozunu almak kadar kolay birşey değil gülmeyi unuttuktan sonra bir an olsun gerçekten gülebilmek.. keşke o kadar kolay olsaydı.. hatta tozunu almaz uffffff diye uflerdik milyonlarca gülümserdik..

15 Temmuz 2011 Cuma

Atatürk Yaşasaydı

Şimdi siyah kurde yapıcak herkes facebook ta profil resimlerini Şehitlerimiz için, ama sokakta marka kiyafetlerin uzerinde bunlari goremiyeceksiniz... Türk bayrakları olacak, efendime soylim arkadasını çağır 13 milyon olalım şehitlerimizi analım.. etkinlikler olacak bir takim insanlar bunları kullanıp siyaset yapacaklar kışkırtmalar olacak Türk ile kürt birbirine dusecek.. biri cıkıp isteseler bir gunde bitirirler diyecek ama kimsenin isine gelmedigini bu terorun bitmesinin bazilarinin isine yaramayacagini bilerek soyliyecek bunu.. biri twiter dan yazicak biri onu RT yapicak hersey yine burada yani gercekten olmayan bir yerden tamda yasadigimiz bu olaylarin gercekten ne kadar gercek oldugunu tartisirken olacak hepsi burada kalacak.. buraya o kadar baglanmis ki insanlar gercek dunyalari buymus burasiymis gibi yasayacaklar ve devam edecekler.. daha sonra bu haberler bizlere o kadar alisilmis gelecek ki ses bile cikarmiycaz buradan yapicas herseyi sanal alemde sıkısıp kalicaz ki ezelden beri istenen ve buyuk ulkelerin toplumlarini dusunmekten uzaklastirmak icin kullandigi bu yerlerde olacaz. Deniz Gezmis yasasaydi facebook u olur muydu? twiter kullanir miydi dersiniz? peki Atatürk yaşasaydı? bence ilk boyle siteleri yasaklardı baksaniza buraya hapis edilmiş gibi insanlar sanki buraya mahkum edilmiş.. bana özgürlük sosyallesmek zirvasini kimse okumasin.. burayi kullanmanin adabını bilirseniz güzel... sokakta gezer gibi evde yasar gibi burada yasiyoruz.. bazilarimiz sirf populer olsun diye savunmadikları gorusleri hic bilmedikleri seylerin pesinden gidiyor.. peki ya orada ölen genclerimiz bunun icin mi can veriyorlar? yo. yo.. hayir.. bir caddeye verirler belki isimlerini.. yada bir okula.. dimi? yada bir sayfa acarlar Arkadaslarini cagirmayacaksan begenme...

şehit ver, siyah kurdela yap profilini
şehit ver, etkinlik aç
şehit ver, sayfa aç milyon olsun

hayat dışarıda akıyor ve devam ediyor..ben bu satırları yazarken, sen bu satırları okurken.. ve inan o akan hayata ne yon ne de dahil olabilecegiz, silkinip birseyler yapmazsak..